KİŞİLİK BOZUKLUKLARI

Kişilik bozuklukları; ruhsal bozuklukların dışında kalan ve uzun süreli uyum bozuklukları gösteren kişileri, kişilik yapılarını kapsayan bir tanımdır. Kişilik bozukluklarının başlangıcı genellikle ergenlik ya da erken erişkinlik dönemlerine dayanır. Bazı kişilik bozukluklarının izleri ise çocukluk döneminde bulunabilir.

 

Kişilik bozuklukları üç ana kategoriye ayrılarak incelenir:
Garip, sıra dışı özellikli olan kişilik bozukluklarını içeren A Kümesi: Paranoid, şizoid, şizotipal kişilik bozuklukları.
Dramatik, coşkusal özellikli olan kişilik bozukluklarını içeren B Kümesi: Antisosyal, sınırda (borderline), histrionik, narsisistik kişilik bozuklukları.
Bunaltı, korku özellikleri olan kişilik bozukluklarını içeren C Kümesi: Kaçıngan, bağımlı, obsesif-kompulsif kişilik bozuklukları.

 

Kişilik bozukluklarının tedavisinde ilaç tedavisi ön planda değildir, yalnızca psikoterapiye uyumu kolaylaştırması amacıyla kullanılabilir. Tedavi planlanırken; krizlerin yatıştırılması, davranışın dengelenmesi, toplumsal uyumlandırılma ve ruhsal açıdan büyüme amaçlanır.

 

ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU

Psikopatik, sosyopatik kişilik bozukluğu ile eş anlamlıdır. Toplumsal kurallara ters düşen, suç sayılan davranışlar gösteren kişiler bu tanı sınıfına girerler. Bu kişiler, çocukluk çağında da yalancılık, hırsızlık, evden kaçma, kavgacılık davranış göstermiş kişilerdir. Çocukluk çağında davranım bozukluğu tanısı konan bu kişilere 18 yaşından sonra antisosyal kişilik bozukluğu tanısı konur.

Bu kişiler, gösterdikleri antisosyal davranışlarından dolayı sık sık karakollara düşerler ve tutuklanırlar. Ancak gördükleri cezalardan ve olumsuz deneyimlerden ders almazlar. Bencillik ve sorumsuzluk bütün hayatlarına hakimdir.

 

SINIRDA (BORDERLINE) KİŞİLİK BOZUKLUĞU

Borderline kişilik bozukluğunda, bireyin kimlik duygusunda, ilişkilerinde, duygulanımında yaygın ve süreğen bir dengesizlik hakimdir. Bu kişiler; cinsel, mesleksel ve toplumsal kimliklerinde derin güvensizlik, tutarsızlık gösterirler. Sağlam bir kimlik duygusu geliştirememişlerdir. Kolaylıkla düş kırıklığına uğrayıp, bunaltı ve depresyon belirtileri gösterirler. Zaman zaman, atak davranışlar, madde kullanımı ve kendine zarar verme eğilimleri gösterirler. Boşluk ve anlamsızlık, yalnızlık duygusundan yakınırlar. Özellikle yalnız kalma korkusu, yalnız kalmaya dayanamama kişinin davranışlarında belirgindir.

 

HİSTRİONİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU

Histrionik kişilik bozukluğunda, dikkati üzerine çekme isteği ve çabaları, olayları büyütmeye, dramatize etmeye, hatta yalan öyküler anlatmaya eğilim; abartılmış duygusal tepkiler ve beden, yüz hareketleri; çabuk etkilenme gibi özellikler bulunur. Gösterişli, çekici olmaya çalışırlar; ben-merkezcilik ve narsisizm eğilimleri fazladır. Kimilerinden baştan çıkarıcı davranışlar dikkati çekebilir. Çabuk arkadaş olur fakat çabuk reddedilmiş hissederler. Çoğunda temelde derin cinsel korkular ve kısıtlamalar varsa da dış görünümlerine yansıtmazlar. İnsan ilişkilerinde saf, telkine yatkın ve bağımlıdırlar. Şefkat ve sevgi açlığı gösterirler; olgun, dengeli ilişkiler kuramazlar.

 

NARSİSİSTİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU

Narsisistik kişilik bozukluğuna sahip kişiler; kendilerini fiziksel ve ruhsal yönden aşırı beğenen, üstün gören, sürekli beğeni, ilgi, onay bekleyen, gittikleri her yerde hemen özel ilgi göreceğine, üstün bir yeri hak ettiğine inanan kişilerdir. Böylesine yoğun beklentiler içinde kuşkusuz hayal kırıklıkları ve incinmeler de sık görülür. Bireyin benlik saygısı sanki hep dışarıdan gelecek ilgi, beğeni, onaylarla beslenmektedir. Eleştiriye dayanamazlar, sürekli övgü beklerler. Bu nedenle görünüş ve davranışları bunları elde etmeye yöneliktir. Beklentileri karşılanmayınca özsaygıları çabuk düşer. Kırgınlıklar, bunaltı, çökkünlük olabilir. Kendilerini yüceltmek için başkalarını kullanabilirler. Başkalarının duygu ve düşüncelerine, ihtiyaçlarına empati gösteremezler. Bu nedenlerle de ilişkilerde ben-merkezci ve bencil olarak tanınırlar.